2. Filmin jeneriği, baş karakter Salander'in ruh halini yansıtması açısından çok başarılı ve David Lynch'vari bir etkiye sahip.
3. Yapımın beni en mutlu eden tarafı, Fincher'ın “The Curious Case of Benjamin Button” ve “The Social Network” gibi komitelere yaranma maksadıyla çekilmiş filmlerinden değil de; kendisini Fincher yapan “Fight Club”, “Se7en” ve “Zodiac” ekolünden geliyor oluşu. Tabii bu ekolün de ödül birliklerince artık tescil edilmesi, Fincher'ı bu tarz ödül kovalama amaçlı filmlerden uzak tutacak ve onu daha samimi filmlerle meydan okurken izleyeceğiz demektir.
4. Batan üç mevzu: İncilli kısımlarda “Se7en”ı açıkça hatırlatması, (bana her daim batan) İsveçte, İsveçli karakterler arasında geçen filmde İsveçlilerin aralarında İngilizce (bir de utanmadan İsveç aksanlı İngilizce) konuşmaları ve çok yeni çekilmiş bir filmin henüz kamera soğumadan yeniden çevriminin yapılması.
5. Senaryo düzgün. “Tree of Life” veya “War Horse” ikilisinin arasından sıyrılacak kadar olmasa da Görüntü Yönetmenliği hoş. Lalenin bayraklısı Daniel Craig dahil oyunculuklar iyi, ama filmin yıldızı açık ara Rooney Mara.
SONUÇ: İyi bir gerilim filmi ama Fincher'ın en iyisi değil. “Fight Club” orada dururken Fincher bile bu etiketi taşıyan yeni bir film yapamaz zaten. 5-6 adaylık alacak olmasıyla birlikte Oscar şansı yok.
YÖNETMEN: David Fincher
OYUNCULARI: Daniel Craig, Rooney Mara, Christopher Plummer, Stellan Skarsgard, Robin Wright
TEK CÜMLEYLE KONU: Bir hacker ve bir gazetecinin, büyük bir malikanede 40 sene önce kaybolmuş bir kadını aramak için elele vermeleri.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder