1. Bir defa "ensemble cast" anlamında abartısız yılın en başarılı filmi bu. Uzun zamandır hem üzerine düşeni layıkıyla yerine getiren, hem de birbiriyle bu kadar uyumlu bir cast izlememiştim. Sadece Jacki Weaver'ın Oscar adaylığını fazla bulduğumu, bunun sebebinin de eksik oynamasından değil; rolünün yoğunluğunun fazla olmayışından dolayı olduğunu söyleyebilirim.
2. Romantik-komedi düşkünü olmadığımı bütün tanıyanlar bilir. Ama her zaman; bana “When Harry Met Sally”, “As Good As It Gets”, “Fisher King” gibi örneklerle gelenleri refüze etmeyeceğimi de söylemişimdir. SLP, onların yanına yazıldı benim için.
3. Evet doğru, şablon olarak düşünüldüğünde; bu senenin “Little Miss Sunshine”ı bu film.
4. Jennifer Lawrence'ın anasının ak sütü gibi helal olan Oscarı hayırlı olsun. Ama beni asıl dumura uğratan performans, Bradley Cooper'dan geldi. Evet, arkadaş kesinlikle artık A sınıfında. Ve -maalesef mümkün değil ama- Daniel Day-Lewis'i bu sene altedebilecek bir performans olacaksa, bu kesinlikle Cooper'ınki olacaktır. Lawrence'la arasındaki olağanüstü kimya bütünlüğünü ve özellikle bu filmde Ralph Fiennes'a olan inanılmaz fiziksel benzerliğini de unutmayacağım.
5. Russel için üzerine düşeni yapmakla birlikte, teknik cambazlıklar barındıran bir yönetmenliği olmadığını söyleyebilirim. Ama aynı Russel, bu cambazlıklara hiç gerek bırakmayacak kalitede bir senaryoya imza atmış.
SONUÇ: Hiçbir anında sıkılmadığım, gerçekten harika bir "kendini iyi hisset" filmi olmuş SLP. Helal. (Not: Yazı, Oscar töreninden önce kaleme alınmıştır.)
YÖNETMEN: David O. Russel
OYUNCULARI: Bradley Cooper, Robert De Niro, Jennifer Lawrence, Chris Tucker, Jacki Weaver
TEK CÜMLEYLE KONU: Bipolar Bozukluk'tan muzdarip bir gencin, kendi gibi antisosyal bir bayanla arkadaşlığı sayesindeki düzelme evresi.

Teknik cambazlık konusunda biraz farklı düşünüyorum. Çok ustaca yedirilmiş kamera trükleri vardı. Bunlardan biri şuydu: Bradley'in ruhsal olarak daha çalkantılı olduğu filmin başlangıç bölümlerinde kamera onu ve onun bakışını bize elde ya da omuzda tutularak alınan resimlerle aktarıyordu. Öykü ilerledikçe ve karakterin çırpıntıları daha uzun dalgalara dönüştükçe kameranın steadicam'le sabitlendiğini, uçarmış gibi resimler aldığını gördük.
YanıtlaSilElbette eleştirmenin anlatmak istediği bu tip tercihlerin izleyicinin gözüne sokulmamasıysa tamamen aynı fikirdeyim.