5 Mart 2013 Salı

‎THE SKIN I LIVE IN (İçinde Yaşadığım Deri)

NOT: SPOİLER İÇERMEKTEDİR

1. Asıl büyük başarı, filmin içerdiği dehşetengiz sürpriz değil; Almodovar'ın bu sürprizi gizleme metodu aslında. Filmin içerdiği yoğun çıplaklık ve cinsellik, çoğu filmde istismar kabul edilirken burada net bir şekilde bir amaca hizmet ediyor. Dolayısıyla filmi bu yönden eleştirenlere tokadı atarak başlıyor Almodovar.
2. Eşcinsel karakterlere olan yoğun ilgisi ve her filminde yer vermesini eleştirenlere de ikinci tokadı basıyor: "Kaldırttığım gibi, indirtmesini de bilirim" diyerek.
3. O kadar çok yönlü ve işlevsel bir senaryoya imza atmış ki, burada aleni kombine çalışıyor. Sürprizini bir kenara atarsak; iki ana karakterini hem suçlu, hem masum gösteriyor aşırı ikna edici bir kurgu eşliğinde. Baş mağdur masum, çünkü aslında tecavüz etmiyor. Karşısında asıldığı ve ona yüz veren, altına yatan bir kız var. Kız, sonradan cayıyor ve karakterimiz kızı bırakıyor. Bu yönüyle, çok da tecavüz diye tanımlayamayız eylemi. Ama aslında suçlu da, çünkü eylemini aşırı uyuşturucu etkisi altında gerçekleştiriyor ve hatırlamıyor. Dolayısıyla, işin içinde uyuşturucu olduğu için; belki ısırılmasaydı eylemine devam edip bitirecek ve gene hatırlamadığını söyleyecekti. Doktora gelirsek, haklı bir intikam aldığı için masum olduğunu söyleyebiliriz. Ama akıl hastanesindeki doktorun söylediği gibi, akıl hastası kızını başıboş bıraktığı için, o da suçlu. Neticede kimse, dış görünüşünde bir falso olmayan bir insanın, 4 cümlelik bir konuşmasıyla akıl hastası olduğunu çözemez.
4. Fazlalık gibi görünen kaplanın hikayesi ise, doktorun yarattığı esere bilinçaltında duyduğu saplantıyı yüzeye çıkaran faktör oluyor. İntikam metaforundan, "Sen s*kersen, bir daha yaratırım" noktasına gelen ve aleni olarak tanrıyı oynadığı bir noktada aynı malzemeyi aynı rakibe kaptıran doktor, aslında bu noktadan sonra kontrolden çıkmaya ve kaçınılmaz sona doğru yürümeye başlıyor. Burada da asıl amaç intikam mıydı, yoksa intikam "Deforme vücudu onaramıyorsam, yeniden yaratırım" meydan okumasının paravanı mıydı ikilemine bizi sürüklüyor.
5. Genelde dışarıdan oynamayı seven Antonio Banderas'ın içeriden verdiği oyun, kariyerinin en sağlam oyunculuğu bence. 
6. Filmin sürprizini “The Sixth Sense”, “Fight Club”, “Identity”, “The Usual Suspects”in yanına yazarsam; yarattığı etkiyi de “Old Boy” ve “Requiem for a Dream”in yanına yazarım rahatlıkla.
SONUÇ: Kurgusu ve senaryosuyla çok ileri bir iş yapmış olan Almodovar'ın, En İyi Yabancı Film Oscar'ına muhakkak aday olması gerekiyordu. Ama problem değil canım. bir-bir buçuk seneye Hollywood'dan biri nasılsa sahne sahne kopyalar, onu aday gösterirsiniz.

YÖNETMEN: Pedro Almodovar 
OYUNCULARI: Elena Anaya, Antonio Banderas
TEK CÜMLEYLE KONU: Estetik uzmanı bir doktorun, yıllar önce kaybettiği karısını "yeniden yaratma" süreci

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder