12 Ocak 2013 Cumartesi

MIDNIGHT IN PARIS (Paris'te Gece Yarısı)

1. Filmi tek bir kelimeyle özetlemek gerekirse, "sıcacık" derim.
2. Woody Allen, Paris şehrini kozmopolit bir kavram olarak ele almış ve alenen başrole oturtmuş.
3. Senaryosu rakipsiz. Bu sene (2011'den bahsediliyor) ödül şampiyonu olacak olan “The Artist” bile gereksiz beklentiye girmesin. (Yazı, ödül töreni öncesi yazılmıştı. Konu ödülü kazandı)
4. Woody Allen’ın bu kadar lezzetli bir işin Score kısmını neden bu kadar baştan savma tuttuğu ve filmin dokusunu zedeleme pahasına neden kusturma riskini göze alarak tek bir parçayla filmi bitirdiği anlamsız.
5. Senaryo dışında Oscar şansı mevcut değil.
6. Adrien Broody çok hoş bir "and"di.
7. Ama asıl şok, aleni iğrendiğim Owen Wilson'dan bu kadar samimi ve hoş bir performans almasındaydı. Film boyunca sarkmayan oyunculuğu için kendimi, yeni bir oyuncuyla tanışıyormuş şeklinde teselli ettim. Aslında teorik olarak söylediğim, yalan da değildi.

SONUÇ: Doktora verdiği Newyork fetişizmini bir kenara bıraktıktan sonra "eyvah" diyen hayranlarının yüreğine "Vicki Cristina Barcelona"dan sonra ikinci kez su serpen Woody Allen'in, Terminator-Cinderella kırması bir senaryonun altından şaşkınlık verici bir başarıyla kalkması, her türlü takdirin üzerinde. Şapka çıkarıyorum.

YÖNETMEN: Woody Allen
OYUNCULARI: Adrien Brody, Carla Bruni, Rachel McAdams, Owen Wilson
TEK CÜMLEYLE KONU: Yanlış bir birliktelik yaşayan bir yazarın, hatasından dönme süreci.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder