1. Bir defa hiç sağa sola sapmadan söyleyeyim: Film, en hafif tabiriyle bir başyapıt ve geçen yılın en iyi filmi. Michael Hazanavicius'u (böyle bir dönemde sessiz bir film çektiği için) cesaretinden ve yiyemeyeceği yemeğin altına yatmaktan mı, yoksa bu yemeğin altından alnının akı ile çıktığından dolayı mı tebrik edeceğimi düşünürken aklıma geldi: “The Artist”, hiç alt küme aramaya gerek olmayan bir şekilde çok çok iyi bir film. Dikkat; çok çok iyi bir sessiz film değil, çok çok iyi bir film. Hatta bir müddet sonra -ki 15-20 dakikalık bir müddet bu- sessiz bir film izlediğimi bile unuttum.
2. Filmde en çok bayıldığım husus, metaforlardı. Kırmızı palto sahnesi ("Senin sesin yok aslanım, neyin peşindesin"), kırılma noktasından sonra önünden geçtiği sinemada "Lonely Star-Yalnız Yıldız" filminin oynaması, sinir krizi sahnesinde gölgesinin bile onu terketmesi, Peppy Miller'ın filmini izlediği sinemanın çıkış sahnesinde köpeğine şirinlik yapan kadına "keşke konuşabilseydi" demesi ya da finalde "sessiz olun!" söylemi olağanüstü göndermelerdi. Sahne seçecek olursam da, Peppy Miller'la oynadıkları filmde Miller'a kesildiğinin deşifre olduğu çekim hataları sahnesi favorimdi.
3. Orjinal müzikler, CD'si alınası ve evde doya doya dinlenip arşivlenesi bir çalışmaydı. Yapımın niteliğinden ötürü filmin iskeletini oluşturma işlevine sahip müzikler, gerçek anlamda eşşizlerdi ve filmin Oscar ödüllerinde rakipsiz olduğu tek alan bence. (Kazandı)
4. Jean Dujardin, sinema tarihinin en iyi performanslarından birine imza atmış. Öyle ki; ona Oscar vermemek, Anthony Hopkins'e "Silence of the Lambs"le, Daniel Day-Lewis'e "There will be Blood"la ya da Marlon Brando'ya "The Godfather"la Oscar vermemek kadar anormal bir durum olur. (Kazandı) Bu arada Berenice Bejo'ya da bayıldım ama maalesef o, pek alacakmış gibi durmuyor. (Kazanamadı)
SONUÇ: En İyi Film, Yönetmen, Senaryo, Aktör, Kurgu ve Müzik olmak kaydıyla minimum 6 Oscarının olduğunu; tüm bunların da anasının ak sütü gibi helal olduğunu iddia ediyorum.
YÖNETMEN: Michel Hazanavicius
OYUNCULARI: Bérénice Bejo, James Cromwell, Jean Dujardin, John Goodman
TEK CÜMLEYLE KONU: Eşanlı olarak sessiz sinema döneminin duayen aktörünün düşüş, taze aktrisinin de yükseliş öyküsü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder