1. Michael Bay (Pearl Harbor, Transformers serisi): Film, iki buçuk saat. Hughes’un ilk deneme uçuşu sahnesi, 55 dk. Uçak kazası sahnesi, 85 dk. Kalan kısım on dakikaya sığar.
2. Alejandro González Iñárritu (Paramparça Aşklar ve Köpekler, 21 Gram, Babil): Hepburn, Hughes’u Spencer Tracy için terk eder. Ama Tracy, daha sonra Hughes’a verecek olan Ava Gardner’a feslemiştir. Bu arada Ava Gardner’ın etrafında dolaşan Errol Fynn’ın da gizli eşcinsel olduğu hayretle müşahade edilmiş olup, Hughes’a mı Tracy’e mi yanaşacağı merak konusuyken; Jean Harlow lezbiyen olup aslında kendisine asıldığını düşündüğü Hepburn’le hesaplaşmak üzereyken tesadüfen Tracy ile tanışıp……..
3. Theo Angelopoulos: (Ulis'in Bakışı, Sonsuzluk ve Birgün) “Hızını!!!” alamayıp, ilk sahneyi (annesiyle sabunlandığı sahne) 3,5 saat çekince yapımcı firma kalan kısmı beklemeden, bu bölümü kurgulayıp piyasaya çıkardı.
4. Terrence Malick (İnce Kırmızı Hat, Pocahontas, Hayat Ağacı): Banyoda ellerini yıkadığı sahnede damlayan suya zoomlayıp; oradan nebula, patlama, suların çekilmesi, balıkların evrimi, maymun, insan ve oradan paralel kurguyla Leonardo’nun yüzüne geçerek, “Vay anasını, göndermeye bak. Damlayan musluk deyip geçersin…” dedirterek yine her zamanki gibi Cannes’e oynayan bir yapıt. Yalnız tuvalette yaya yaya çekip, kusturacağı bir manzara bulamayan Malick; mecburen “boktan” bir filme imza atmıştı.
5. David Fincher (Ejderha Dövmeli Kız, 7edi, Dövüş Kulübü): Bol bol açık havada uçan uçaklar sahnesi bulunduğundan, filmi karanlık çekme mazereti bulamayacağı için teklifi geri çevirirdi.
6. Roland Emmerich (2012, Yarından Sonra, Kurtuluş Günü): Uçağın düşmesiyle alev alan evler, bir türlü söndürülememekte; yangın kontrol altına alınamamaktadır. Yayılan yangın, yakındaki bir koruya sıçrar. İnsanlık için tehlike çanları çalmaya başlamıştır, çünkü korunun bitiminde bir nükleer santral mevcuttur. (Tabii ki) yangın bu santrale ulaşır ve patlamalar başlar. Şehir boşaltılmakta, insanlar sağa sola kaçışmaktadır. Tam bunun üstüne bir de deprem olmasın mı? Millet "y**ağı yedik" diye dövünürken; sırasıyla erozyon, sel, meteor düşmesi birbirini izler. Civardaki iki volkanın patlamasıyla tavan yapan olaylar, eşanlı olarak uzaylıların dünyayı işgal etmesiyle “yok artık” dedirtir. Umutların tükendiği o anda ise; işte, yine o, insanlığın son umudu, iyilerin dostu, kötülerin düşmanı, hikmetinden sual olunmaz Amerikan Başkanı ortaya çıkar. Erimeye başlayan buzullar bile onu durdurmaya yetmeyecektir.
7. Darren Aronofsky (Bir Rüya için Ağıt, Siyah Kuğu): Uçak sahneleri komple çıkartılır. Leo’yu tuvalette el yıkarken, kendi kendine konuşurken izleriz bol bol. Ava, Katherine, Harlow ilişkileri olabildiğince ayrıntılandırılır. Finalde ise aslında her üçünün de önceden ölmüş olduğu, Leo’nun gençliğinde bunlara sıyırmış olduğu için saplantı haline getirdiği, aslında tüm olan biteni Leo’nun kendini hapsettiği sinema salonunda kurduğu anlaşılır. Seyirci “aaaaaaa!” der.
8. Sydney Pollack (Akbabanın Üç Günü, Şirket): Sinema salonunda kendini hapsedene kadar geçen iki saatlik süre, 10 dakikada bir dış ses vasıtasıyla anlatılır. Alan Alda ve Leo arasındaki atışma sahnesi uzatıldıkça uzatılıp, film bir mahkeme filmine dönüştürülür. Bu filmde yer almayan “itiraz ediyo…/reddedildi” repliği, mebzul miktarda filme yedirilir. Sürpriz tanıklar, birdenbire ortaya çıkan delil mahiyetindeki belgelerle filme son şekli verilir. Tabii ki finalde, John Williams ya da Hans Zimmer’a ısmarlanan vurucu bir score eşliğinde özgürlüğe yürüyen bir Leo izleriz. ("Başardık Adrian!")
9. Keenon Ivory Wayans & David Zucker (Korkunç Bir Film serisi): Senaryoyu görür görmez, çekmek için üste para teklif eden Wayans ve Zucker; sırasıyla annesinin etkisi altında kalışını gördüğümüz ilk sahnede “Pyscho/Sapık”a, ilk uçak sahnesinde “North by Northwest/Gizli Teşkilat”a, ikinci uçak sahnesinde “The English Patient/İngiliz Hasta”ya, sinema salonu sahnesinde “Inglorious Basterds/Soysuzlar Çetesi”ne, sorgulama sahnesinde “12 Angry Men/12 Öfkeli Adam” ve “A Few Good Men/Birkaç İyi Adam”a, tuvalette kapı kolu tutamadığı bölümde de “As Good As It Gets/Benden Bu Kadar”a bol bol laf sokup; mastürbatif bir keyif yaşarlar.
SONUÇ: Umarım ne kadar "g**ünü yiyeyim" ve nereye çeksen oraya gidebilecek bir film olduğunu anlatmayı başarabilmişimdir.
YÖNETMEN: Martin Scorsese
OYUNCULARI: Alan Alda, Kate Beckinsale, Cate Blanchet, Leonardo Dicaprio, Jude Law
TEK CÜMLEYLE KONU: Parasal anlamda gayet üst düzey bir birikimi olan Howard Hughes'un, iki ana hobisi olan uçaklar ve sinema alanında büyük riskler alarak yatırım yapmasının öyküsü.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder